TERKİB-İ BENT’TEN, ZİYA PAŞA

Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar

Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan

v      Leff ü neşr

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim

Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde

v       

Âyînesi  iştir kişinin lâfa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde                                                         

v       

Bed-asla necâbet mi verir üniforma

Zer-dûz palan vursan eşek yine eşekdir

v                

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdîr

Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötekdir.

    

Sözcükler ve sanatlar


erbab-ı kemal: olgun kişi / (X nakıs)

nakıs olanlar: eksik (sakat) olanlar / (bilgisizler= mecaz)

rencide: incitme

dide-i huffaş: yarasanın gözü

ziya: 1- ışık, 2- şairin ad / (tevriye)

turfa: acemi, beceriksiz

müneccim: medyum

gaflet: dalgınlık, dikkatsizlik

rehgüzer: yol  (yol üzerindeki kuyu= gerçekler / mecaz)  (yıldızlar= düşler anlamında / mecaz)

ayine: ayna / (görünüş= mecaz)

necabet: soyluluk

zer-düz: sırmalı, işlemeli

nush: öğüt

tekdir: azarlama

 

Ziya Paşa’nın en tanınmış şiiri olan Terkib-i Bent 16. yy şairi Bağdatlı Ruhi’nin “Terkib-i Bend”ine nazire olarak yazmıştır. On iki bentten oluşmuştur. Her bentte on bir beyit vardır.

Düşünce ve hikmet tarafı ağır basan didaktik uzun bir eserdir. Eserin günümüze kadar atasözü gibi yer ederek gelmesinin nedeni ustaca söylenmiş olmasıdır.

Her beyitte sosyal yaşamın aksaklıklarından biri yerilmektedir.

1.       Eksik olanlar, olgun kişileri çekemezler. Yarasa gözü ışıktan rahatsız olur. / Cahil olan kişiler, olgun, bilgili kişilerden tıpkı yarasanın ışıktan rahatsız olması gibi rahatsız olurlar, olgun kişileri çekemezler. 

 

2.    Nice acemi müneccim, gökte yıldız ararken dikkatsizlikten yollarındaki kuyuyu görmezler. / İnsanlar(gençler) çevrelerindeki gerçekleri görmeli, önce yapmaları gerekeni yapmalılar, gerçekleştiremeyecekleri düşler peşinde koşmamalıdırlar.

 

3.    Kişinin aynası işidir, kişinin akıl gücü oluşturduğu eserlerle ölçülür, söyledikleriyle değil./ İnsan aklının değeri, kişinin kendisiyle ilgili sözleriyle değil, insanın aynası olan eylemlerinde yaptığı işlerle görüldüğü vurgulanıyor.

 

4.    Soyu kötü olana üniforma soyluluk vermez. Sırmalı palan da vursan eşek yine eşektir./ İçinde kötülük olanların rütbe ve üniforma ile değişmeyeceği düşüncesi vurgulanıyor.

 

5.    İyilik uyarıdan anlamayanı azarlamalı; azardan da anlamayanı dövmeli./

 

                                                       

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !